RSS Besleme

MANİSA 21 ARALIK GREVİ

Tüm Türkiye de yüz binlerin katılımıyla gerçekleşen 21 Aralık Genel grevi Manisa’da da yaklaşık beş bin kişinin katılımıyla coşku içinde kutlandı, yürüyüş esnasında yürüyen kitleye balkonlardan alkışlarla destek verildi
* Grev hakkının yasal teminat altına alındığı bir Toplu Sözleşme düzeni için,
* Kamu hizmetlerinin ticarileştirilmesine, “KHK Sultasına”, Angarya ve zorunlu fazla mesaiye, her türlü güvencesiz çalıştırmaya son verilmesi için,
* Tüm çalışanlara kadrolu iş güvencesi, insan onuruna yakışır bir ücret ve sağlıklı çalışma koşullarının sağlanması için,
* Çalışma yaşamının demokratikleştirilmesi için,
* Temel ücretlerin artırılmasıyla sağlanacak gerçek bir eşit işe eşit ücret sistemi için,
* Ek ödemelerin tüm emekçiler için eşitlenerek emekliliğe yansıtılması için,
* Net asgari ücretin açlık sınırı olan 1.000 TL’ye çıkarılarak tüm ücret ve maaşlarda bu tutarın vergi kesintisi dışında bırakılması için,
* Hukuksuz, haksız ve mesnetsiz biçimde yapılan gözaltı ve tutuklamalara son verilmesi, tutukluların serbest bırakılması için,
Temel haklara yapılan tüm saldırılara karşı üretimden gelen güçlerini kullanan emekçiler, Sağın nemalanma merkezi olan Manisa’ya umut aşıladılar.

Kesk’e bağlı SES Manisa Şubesi ve Manisa Tabipler Odası üyeleri hastanelerde iş bıraktı. Manisa Gazi İlköğretim Okulu’ndan başlayan 2000 kişilik yürüyüş kolu, Celal Bayar Hastanesi’nin eski binasının önünden yürümeye başlayan 3000 kişilik grupla Manolya Meydanı’nda biraraya geldi. Kamu çalışanlarına yürüyüş sırasında bazı Manisalılar evlerinin balkonlarından, bazıları da iş yerlerinden alkışlarla destek verdi. SES Manisa Şubesi Serpil Deniz, ‘Türkiye’de uzun bir süredir gecenin karalığı hakim. Herkes bu karanlığa mahkum edilmek isteniyor. TBMM’de oylanan bütçede kamu emekçileri yok, 659 TL’ye mahkum edilen asgari ücretli yok. İşçi, çifçi, köylüler yine yok. Kısaca insan gibi yaşam sürdürmek isteyenler yok. Büyüyen sadece iktidar ve yandaşları ile destek verdiği sermayedir. Halkın ise sefaleti büyüyor. Ağırlaşan sorunlara çözüm bulmak için grev yapıyoruz. Eşit ücret, iş, eğitim, sağlık istiyoruzö ifadelerini kullandı.

Nakşibendi Şeyhi Şeyh Abdulrahman Nakşibendi: Fethullah Gülen İslam dışıdır

Fethullah Gülen ve Başbakan Erdoğan’ın Kürtlere yönelik fetva çıkardıklarını ve bunun Müslümanlıkla hiç bir ilgisinin olmadığını belirten Nakşibendi şeyhi Abdulrahman Nakşibendi, Kürtlerin barış çağrılarına sürükli savaş ile karşılık verilmesinin İslamiyet ile açıklanamayacağını dile getirdi.

Son dönemde Türkiye’de artan askeri operasyonlar ve Fetullah Gülen’in Kürt sorununa ilişkin yaptığı açıklamalara Federal Kürdistan Bölgesi’nden Nakşibendi şeyhi Abdulrahman Nakşibendi, sert tepki gösterdi. Fetullah Gülen ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Kürt halkına karşı katliam fetvası çıkardıklarını belirten Nakşibendi, Türkiye’de Kürtlere yönelik uygulamaların Saddam dönemindeki enfallerin devamı olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Gülen ve AKP Hükümeti’nin Müslümanlık adına başka Müslümanlar hakkında ölüm fetvasını vermesi ne İslamiyet’le ne de şeriatla bağdaşıyor. Çünkü eğer birileri selam veriyor ya da barış elini uzatıyorsa, bunlar Müslüman olmasalar dahi, onlar hakkında ölüm fetvasını çıkaramazsın. Bu çağrı haramdır. Allah ve İslamiyet’le hiç bir alakası yoktur. Tamamıyla ırkçılık üzerine kurulu bireysel hırslardan kaynaklıdır. Kürt halkının özgürlük mücadelesini veren PKK defalarca tek taraflı ateşkeslerde bulundu. Her gün barış çağrısı yapıyor. Ölümlerin önüne geçmek için yoğun çaba harcıyor.”

PKK’nin barış çağrılarına karşı savaş ile karşılık verildiğini belirten Nakşibendi, “Tayip Erdoğan ve Fetullah Gülen ise Kürt halkının katliamı için İslamiyet adına fetvalar çıkarıyor. Kürt halkı olarak bu tür uygulamalara yabancı değiliz. Onların yaptıkları Saddam’ın Kürtlere uyguladığı enfalin bir devamıdır. Saddam da Halepçe, Germiyan ve Barzan alanlarındaki Kürt katliamını Enfal’e dayandırıyordu. Dünyada, Ortadoğu’da ve en son olarak Mısır, Libya, Yemen ve Suriye’de her türlü şiddet halka karşı kullanıldı. Ancak hiç bir yer de Napalm kullanılmadı. Az da olsa savaş ahlakına uyuldu. Ancak Türk devletinin kullandığı bir tonluk kazan bombaları ve kimyasal silahlar Cenevre Savaş Sözleşmesi’ne aykırıdır. Türk devleti, Suriye’nin demokratikleşmesini istiyor. Halka karşı şiddet kullanmamasını istiyor. Kendileri sınırları aşarak doğmamış bebeleri katlediyorlar. İslamiyet’in ne olduğunu bilmiyorlarsa, gelsinler Kürtlerden öğrensinler” diye belirtti.

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin de İslamiyet’e aykırı olduğunu ifade eden Nakşibendi, “Kürt halkının özgürlük mücadelesinde önemli bir konumda olan Abdullah Öcalan’ı 100 günden fazladır hiç kimseyle görüştürmüyorsunuz. Barış taleplerinin halka ulaşmasını engelliyorsunuz. Bu mu dur İslamiyet dini, bu mudur adalet? Sizler kimi kandırıyorsunuz” diye sordu.

Kürtler üzerindeki baskılara karşı Kürt çevrelere ve Müslümanlara çağrı yapan Şeyh Nakşibendi, “Dünyadaki bütün Müslümanlara özelikle de Kürt din adamlarına çağrım; Gülen ve AKP Hükümeti’nin komplo ve iftiralarına karşı çıkmalarını istiyorum. Bunlar ne Bayram dinlediler ne Ramazan dinlediler. Ölüm makineleri her zaman Kürt halkının ensesinde çalıştı ve ölüm kustu. Bunun da dünyanın gözü önünde yapıyorlar. Bu katliamların İslamiyet’in ve kuranın neresinde yazıyor diye soruyorum. Bunlar evrensel insan hakları sözleşmesine de, İslamiyet’e de şeriatta da aykırı şeylerdir.

Manisa’da YÖK protestosu


Manisa’da darbe artığı YÖK’ün kuruluşunun yıl dönümü, bir çok sendika, siyasi parti, öğrenciler ve yurttaşlar tarafından Uluparkta protesto edildi.Yürüyüş öncesi kitle ile Polis arasında yürüyüş güzergahı konusunda kısa bir tartışma yaşandı, Muhabirlikten ziyade Muhbirlik yapan yerel basının görmezden gelip karaladığı yürüyüş, Eşitlikçi, Demokratik ve Özgürlükçü Üniversite taleplerinin yükseldiği sloganlarla sona erdi.

Eyleme ÖDP, TKP, BDP, CHP gibi siyasi partilerin yanı sıra KESK’e bağlı Eğitim Sen ve SES gibi kamu sendikaları da destek verdi.

PKK MİT GÖRÜŞMESİ VİDEO

MEHMET METİNER’İN ŞOK SES KAYDI

MEZARLIKTA SU İSYANI

Bayramın 1. Günü Kırtık mezarlığında ölmüş yakınlarına dini vecibelerini yerine getirmek için giden Halk büyük bir sürprizle karşılaştı, mezarlıkta sular kesikti, mezarlarına dökecek bir tas su bulamayan Manisalılar Ölülerine Fatiha okuduktan sonra MHP’li Manisa belediyesine beddua okumayıda ihmal etmediler.

MANİSA SEÇİM SONUÇLARI 12 HAZİRAN 2011

Nakşibendi şeyhi: AKP’den uzaklaşın!

SÜLEYMANİYE – Şêx Abdurrahman Nakşibendi, kurgulanmış bir organizasyon olan AKP’ye sempati duyanın Nakşibendi yolundan olamayacağını belirterek, “AKP Kürtler için ölümdür, şiddettir, kelepçedir. Kürtlerin kendisi olmaktan çıkmasıdır” dedi.

Şêx Abdurrahman Nakşibendi, herkesi Kürt halkı için bedel ödeyen, özü, sözü ve eylemi bir olan BDP’nin desteklediği adaylara oy vermeye çağırdı.

Nakşibendilik, 1389 tarihinde vefat eden H. Muhammed Bahauddin Nakşibend’in temel düsturunu belirlediği bir manevi terbiye sistemi/tarikattır. Usul ve adabı, silsile yolu ile ilk Halife Hz. Ebubekir’e kadar uzanır. Fakat tarih içinde gelen mürşidlerin ismiyle farklı adlarla anılmıştır. Hz. Ebubekir Sıddık’tan sonra “Sıddıkiyye”; Hz. Beyazid-i Bistami’den sonra “Tayfuriyye”; Hace Abdulhalik Gücdevani’den sonra, “Haceganiyye”; Mevlana Halid Bağdadi’den sonra “Nakşibendi Halidiyye” ismiyle anılıp yayıldı.

Süleymaniyeli Kürt Mevlana Halid Bağdadi ve takipçileri aracılığıyla ‘Türk kardeşleri’ arasında da yayıldı. Bugün “Nakşibendilik”in Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da yaygın olan kolu, “Halidiyye” koludur. İşte merkezi Süleymaniye olan tarikatın yine Süleymaniye’de yaşayan postnişini Şêx Abdurrahman Nakşibendi uzun süredir bütün Kürtleri Türk devletinin oyunlarına ve Türk-İslam sentezinin saçtığı tehlikelere karşı uyarıyor.

KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan da geçen haftalarda Şêx Abdurrahman Nakşibendi ile görüştüğünü ve onun kaygılarını dinlediğini açıkladı. Bu tarikatın özellikle Türkiye’deki bazı rejim yanlısı sapmalarına dayanılarak Kürt mücadelesinin aleyhine kullanılmak istendiğini belirten Karayılan, tarikatın Kürtlere hizmet eden, rejim ile arasına mesafe koyan kollarının hakkını da teslim etti. Karayılan, görüşmesinin ardından özetle şunları söyledi: “Nakşibendi tarikatının Kürt halkına hizmetleri vardır. Şêx Said de Nakşibendi’dir. Nakşibendi şeyhlerinin öncülüğünde birçok Kürt direnişi gelişmiştir. Ancak genel olarak düşman bunlardan faydalanmak istemiştir ve günümüzde de bu politika devam ediyor. Bugün AKP bundan faydalanıyor. Kadiri olsun, Nakşibendi olsun Kürtlerin mensubu olduğu tarikatlar Kürtlerin haklarına da sahip çıkmalıdır. Şêx Nakşibendi Hazretleri de bu durumu dile getirdi. Bu bir hakikattir. Biz, samimi ve dürüst dindarlar, Türkiye işgalciliğinin Kürt halkına karşı bir koz olarak dini kullanmasına izin vermemelidirler, diyoruz.”

Türkiye’deki kimi Nakşibendi kolları AKP’den MHP’ye kadar savrulurken otantik damarına bağlı kalanlar, mazlum Kürt halkının haklı mücadelesini gözardı etmiyor. Süleymaniye temsilcimizin sorularını yanıtlayan Şêx Abdurrahman Nakşibendi Hazretleri, Türkiye’deki genel seçimler sürecini ve Kürtlerin birlik çabalarını değerlendirdi.

YENİ SELAHADDİN-İ EYYUBİ’DEN KORKU

Şêx Abdurrahman Nakşibendi, “Gerçek Nakşibendilerin görevi, halkımızın çıkarları temelinde, huzurlu ve adaletli yaşayabilmeleri için her türden egemenliğe karşı halktan ve haktan yana tavır koymaktır” diyerek, Türk devletinin Kürtlerle ilgili kirli siciline dikkat çekti.

“İngilizler halen Kürtlerde yeni bir Selahaddin-i Eyyubi’nin çıkışından korku duymaktadırlar” diyen Şêx Abdurrahman Nakşibendi, şöyle devam etti: “Her zaman egemen sistemler, bazen görünürde Kürtleri destekliyorlarmış gibi görünseler de stratejik anlamda Kürtlerin özgürlüklerini kazanmaları önünde engel olmuşlardır. Tarihte Kürtlere öncülük yapmak isteyen önemli şahsiyetlerden Şêx Said, Seyid Rıza, Şêx Abdullahê Nehri, Şêx Ubeydullah ve Şêx Mehmûdê Berzenci hem ulusal hem de gerçek inançların savunucusu oldular. Kürt halkının dini duygularını sömürerek iktidar gücünü ele geçiren AKP Hükümeti’ne aynı zamanda demokratik Kürt birliğinin önüne geçmek için de rol verilmiştir. AKP, uluslararası güçlerden aldığı maddi ve manevi destekle bir yandan Kürt değerlerine saldırıyor, bir yandan da Güney Kürdistan’daki Kürtleri tanıyormuş gibi yapıyor. Bunların amacı Kürtleri parçalamaktır.”

CUMA NAMAZALRI, TEKELİ PARÇALADI

Şêx Abdurrahman Nakşibendi, Türk Başbakan Recep T. Erdoğan ve AKP Hükümeti’nin Kürtlerin “devletsiz Cuma namazları”na hakaret eden tutumlarına da tepki gösterdi. Şêx Nakşibendi, şöyle konuştu: “Hükümet, Kürtlerin sokaklarda kılmak istediği namaza ve kendi anadiliyle dinlediği hutbe ve vaaza bile saldırıyor. Hükümet gerçek İslamiyet’i bilmiyor. Devletin imamlarının camilerde verdiği vaazların gerçek dinle hiçbir ilgisi yoktur. Devletin resmi ideolojisini yaymaya çalışan memurlara dikte ettirilenlerin tekrarlanmasından başka birşey değildir. Sistemin şovenist ve inkârcı politikalarının kamuflajıdır. Cuma namazının alanlarda kılınması, AKP şahsından sistemin din üzerindeki tekelinin parçalanmasıdır.”

Genel seçimler öncesi Kürtlerin Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu’nda birleşmesinin birlik için önemli bir adım olduğuna işaret eden Şêx Abdurrahman Nakşibendi, şunları söyledi: “Tarih boyunca zenginliğimiz olması gereken farklılıklarımız, hep egemenler tarafından parçalanmanın bir aracı olarak kullanıldı. Halkımız artık parti ve hükümetlerin dini kullanmasına izin vermemelidir. Din adına sistemin propagandasını yaymaya çalışanların vicdanı iflas etmiştir. Kürt sorununun çözümüne biraz ılımlı yaklaşan Erbakanları tasfiye eden sistemin yeni yürütücü gücü AKP’dir. AKP, Kürt halkı için kan, ölüm ve şiddettir. Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü ise BDP’nin öncülüğünde birleşen Kürtlerin yürütülen mücadelededir.”

TARİKAT EHLİNE ÇAĞRI

Yeni bir AKP iktidarının Kürtlere felaket getireceğine vurgu yapan Şêx Abdurrahman Nakşibendi, Nakşibendî tarikatı ehlini AKP’ye oy vermemeleri yönünde uyardı ve şu çağrıda bulundu: “Tüm Nakşibendi üyelerinin halka doğru yolu göstermesi gerekiyor. Müslümanların yalan, dolana karşı duyarlı olmaya çağırmalı. AKP kurgulanmış bir organisazyondur. Bunun iyi anlaşılması lazım. AKP’ye sempati duyan Nakşibendili olamaz. AKP Kürtler için ölümdür, şiddettir, kelepçedir. Kürtlerin kendisi olmaktan çıkmasıdır. Eğer Kürdistan’da yeniden seçilir ve iktidara gelirse Kürtler için bir felaket olur, büyük katliamlar yaşanır, halklar arasında önü alınamaz savaşlar çıkar. Herkesi Kürt halkı için bedel ödeyen, özü, sözü ve eylemi bir olan BDP’nin desteklediği adaylara oy vermeye çağırıyorum.”

ANF NEWS AGENCY

VALİLİK MANİSA’DA BAĞIMSIZ ADAYLARIN MİTİNGİNE İZİN VERMEDİ

Sırrı Sakık’ın katılımıyla yapılması planlanan Emek, Demokrasi ve Özgürlük Mitingi Nurlupınar mevkiinde polisin kent merkezine giden bütün yolları kapatması sonucunda yapılamadı, Valiliğin bu kararına yoğun tepki gösteren yaklaşık on bin kişiyi Sırrı Sakık ikna etti Nurlupınar da kısa bir miting yapıldıktan sonra kitle ablukayı aşıp, Horozköydeki seçim bürosunun önünde mitingine devam etti.

Bütün partilere açık olan Manisa merkezdeki meydanların Kürtlere kapatılması yoğun tepkiyle karşılandı, halk dakikalarca Valiliği ve AKP’yi protesto etti.

SERAP YEŞİLTUNA VE TUNCER SÜMER, DURDURUN BU FAŞİSTLERİ!

İzmir’de bağımsız aday Tuncer Sümer’in Kürt düşmanı ırkçı söylemi ve seçim çalışmalarında Kürt vatandaşları taciz etmesi vatandaştan tepki topluyor.

Balıkesir’de Kürt düşmanlığı üzerinden siyaset yapmaya çalışan Ulusal Faşist Partinin devşirme bağımsız adayı Serap Yeşiltuna dan sonra, başka bir türeme faşist’te İzmir de ortaya çıktı Kürtleri batıdan kovmak üzere politika yapan bu beyni uyuşmuş ahmaklara toplumun her kesiminden tepki yağmaya devam ediyor, Emniyet, savcılık ve Adalet Bakalığı ise hala bu Faşist kalkışmayı izlemekte ısrar ediyorlar.

2 Haziran seçimlerine kısa bir süre kala İzmir’de kendisini “ulusalcı aday” olarak tanımlayan Tuncer Sümer isimli Bağımsız Milletvekili adayının propaganda amaçlı bastırdığı el ilanlarında Kürt vatandaşları hedef alan ifadeleri gerginlik yarattı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan ve yaklaşık 20 yıldır doktor olarak görev yapan Sümer’in adaylık çalışmaları için hazırlattığı ve kentin farklı bölgelerinde dağıtılan el ilanlarında yer alan, “İzmir’i PKK’dan kurtar”, “Şehrimizdeki istilayı durdurmak için”, “PKK’yı ve uzantılarını İzmir’den atmak için senin de yapacağım bir görev var”, “Terörden, bölücülükten, pislikten arınmış bir İzmir için” gibi sözler vatandaşların tepkisini çekti.

“Kürt sorunu yok Kürt istilası var”
Söz konusu el ilanlarında, “Bir oyun var, Oyunu Bağımsız Ulusalcı adaya ver. Dr. Tuncer Sümer’i meclise gönder. İzmir’i ve Türkiye’yi PKK’dan kurtar. Bölücülüğe hayır, ulusalcı adaya evet. PKK’lılar dışarı Ulusalcılar meclise” diyerek vatandaştan oy isteyen Sümer, “Kürt sorunu yok, Kürt istilası var” söylemiyle gündeme gelen ve 20 Mart 2010 yılında kurulan Ulusal Parti’de de yer aldığını ve partinin Merkez Yönetim Kurulu’nda bulunduğu da belirtiyor.

Kürt vatandaşları taciz ettiler
Sümer’in, beraberinde kalabalık bir grupla seçim çalışmaları yaptığı ve bunlarla birlikte kentin belli merkezlerinde esnaf ziyaretlerinde bulunduğu, bu ziyaretlerde el İlanlarını dağıtan bu grubun Kürt vatandaşlara ait işyerlerine tacizde bulunduğu da gelen iddialar arasında yer alıyor. Vatandaşların tüm ihbarlarına rağmen Emniyet yetkililerinin duruma sessiz kaldığı öne sürülürken, bu grubun “ya sev, ya terk et” ile “Kürler Irak’a” diye bağırarak vatandaşları taciz ettikleri ifade ediliyor.

Vatandaş tepki gösterdi
Ulusalcı Aday Sümer’e geçtiğimiz günlerde Alsancak’ta vatandaşların tepki gösterdiği, daha sonra da Kemeraltı’nda benzer tepki olaylarının yaşandığı öğrenildi. Bu ifadelerle Kürt kökenli vatandaşlara yönelik ağır ithamlarda bulunan Sümer’in, İzmir’deki huzur ve sakinliği bozduğunu savunan vatandaşlar ise yetkilileri harekete geçmeye çağırıyor.

(soL – İzmir)

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.